30 Eylül 2016 Cuma

Türkiyeden İki Sanatçı Grammy Adayı

Türkiyeden İki Sanatçı Grammy Adayı

Ali Eyüboğlu: New York’a gittiğimde Kevin Mackie beni ünlü cazcı Rave Tesar’la buluşturdu. Milliyet yazarı Ali Eyüboğlu, UNESCO tarafından hazırlanan “Action Moves People United” albümünde Türkiye'den de iki sanatçının yer aldığını duyurdu. Eyüboğlu, "Beatles grubundan John Lennon’un oğlu Julian Lennon, 'Hayalet Avcıları' ile 'Cazcı Kardeşler'de oynayan müzisyen Dan Aykord gibi pek çok ünlünün yer aldığı albümde bizden iki sanatçının savaşın ortasında kimsesiz bir çocuğun dramını anlatan şiirle yer alması önemli" diye yazdı. Ali Eyüboğlu'nun "Grammy adayı albümde Türkiye’den iki sanatçı" başlığıyla yayımlanan (28 Eylül 2016) yazısı şöyle: UNESCO tarafından hazırlanan ve Dünya Barış Günü’nde piyasaya çıkan Grammy adayı “Action Moves People United” albümünde Türkiye’den de iki sanatçı yer aldı.  Beatles grubundan John Lennon’un oğlu Julian Lennon, “Hayalet Avcıları” ile “Cazcı Kardeşler”de oynayan müzisyen Dan Aykord gibi pek çok ünlünün yer aldığı albümde bizden iki sanatçının savaşın ortasında kimsesiz bir çocuğun dramını anlatan şiirle yer alması önemli. Böylesine önemli bir çalışma için Türkiye’den kendilerinin seçilmesini sorduğum müzisyen Mürsel Işık, şunları söyledi:  “Amerikalı yapımcı ve müzisyen Kevin Mackie ile sosyal medyadan yazışıyorduk. O benim 3. albümümden bazı şarkıları dinlemişti. O albümde yer alan yazar Nâzım Hikmet ve yazar Attila İlhan gibi, halkın çok sevdiği Yunus Emre ve Mevlana gibi pek çok şairin şiirini gitarımla besteleyip yorumlamıştım. O da bana birkaç şiir göndermişti, İstanbul’da seslendirip kendisine yollamam için. Fakat İstanbul’da seslendirmek nasip olmadı.   New York’a gittiğimde Kevin Mackie beni ünlü cazcı Rave Tesar’la buluşturdu. Rave Tesar’la kaydı yaptık. İstanbul’a dönünce, ‘Bu şiiri Türkçe yorumlayabilecek bir kadın vokal lazım’ dediler. Ben de eşime teklif ettim. Diksiyonu ve ses tonu güzeldir. Zaten eski radyocudur. Kaydı gönderdikten sonra, albümde kaydımızın yer alacağı haberi geldi.” Lindsay Lohan’la Türkiye’yi tanıtmak; Türkiye, birçok farklı alanda gösterdiği başarısını ne yazık ki, ülke PR’ında sergileyemiyor. Lobicilikte çok zayıfız çünkü. İlk sırada ABD olmak üzere daha pek çok ülkede “Yumuşak güç” olarak kabul ettiği “popüler kültür” aracılığıyla başarıyor bunu... Ama bizde devlet, popüler kültüre mesafeli... lakin Türkiye de bu öneriyi denese dahi, Lindsay Lohan’daki gibi bu, ciddi katkılar sağlayacak ülkemize...   
KAYNAK:http://firmasepeti.com/s-haber-detay/turkiyeden-iki-sanatci-grammy-adayi-100.html
Milano Moda Günlüğü

Milano Moda Günlüğü

New York, Londra ve Milano’yla devam eden moda haftası rüzgarı yönünü Paris’e çevirdi. Defile ve sunumları izlemek üzere Milano Moda Haftası’nda hazır bulundum. Etkinlik Max Mara defilesiyle başladı. Şehrin en merkezi yerlerinden birinde gerçekleşen defile, ‘street style/sokak stili’ fotoğrafçılarının gözünü gönlünü açacak kalabalığa sahne oldu. Defile ise gerçekten çok başarılıydı. Müzik, atmosfer ve ‘bir sonraki yaz hemen gelsin’ diye iç çektiren capcanlı renkler. Defile sonrasında koleksiyonu yakından inceleme fırsatım oldu ve gerçekten bir kez daha hayran kaldım. Özellikle turuncu renk, sarı ve mavi renklerin hakim olduğu, sportif şıklığın ustalıkla yansıtıldığı parçalar ilk tercihlerim arasında. Muhteşem bir de beyaz bir palto vardı ki, alıp üzerinizden asla çıkarmak istemeyeceğiniz cinsten.
Fendi’de rokoko dönemi
İkinci adresim Fendi’ydi. Her zaman büyük heyecan ve merakla beklediğim koleksiyon yine baş döndürücüydü. Nefes kesen parçaları showroom’da dokunarak, hatta deneyerek inceledim! Harika kumaşlar, müthiş bir işçilik… Rokoko dönemini en modern ve seksi şekilde günümüze taşıyan Fendi, yeni sezonda birbirinden romantik önlükleri hayatımıza sokuyor. Çizgilerin ve düğmelerdeki detayları, kaburga dekolteli crop üstler, 90’lara gönderme yapan ayakkabıları sevdim. Yaldızlar içinde, kurdeleler içeren, işlemeler ve el boyamaları daha neler var neler ararsanız var. ‘Kişiye özel’liği her zaman vurgulayan marka, bütün bayanlara kendi Marie Antoinette filmlerini de kurgulamayı vaat ediyor.
Prada’dan kadınlara gönderme
Prada defilelerini tüylerim ürpererek seyrediyorum hep. Yine durum değişmedi. Kadının her zaman daha şık ve çok rahat giyim için olmasını hedefleyen Miuccia Prada, SS17 Koleksiyonu’nda da birçok farklı dönemden izler taşıyan fakat herkesin dolabında bulunan parçaları retro dokunuşlarla bugüne taşıdı. Püskül detaylarının eşlik ettiği pijamalar, gömleklerin üzerine giyilen 60’ların bikinileri, bele takılarak kemerler ile kombinlenen retro derili ceketler ve koleksiyonun geneline hakim olan layer etki, gerçekten muhteşem görünümdeydi. Aynı zamanda defile sırasında David O. Russel’ın yönetmenliğinde ortaya çıkan ‘Past Forward’ filmi hep yolda olan, koşturan fakat işini tutkuyla yapan günümüz kadınına gönderme yapıyor.
kaynak:http://firmasepeti.com/s-haber-detay/milano-moda-gunlugu-99.html

24 Eylül 2016 Cumartesi

Neden Firma rehberi

Neden Firma rehberi

Artık internet kullanıcıların büyük bir çoğunluğu ya direk olarak, internet üzerinden alış veriş yapıyor veya önce firmayı web sitelerinden arıyor buluyor, en uygun ve cazip olanı tespit ediyor, sonra gidip istediği ürünü alıyor. Artık Çarşı- Pazar dolaşıp zaman harcamak ve ulaşım külfetinden kurtulmak için, internet web sitelerini veya Google, Yahoo gibi internet üzerinden arama motorları kaynaklarını kullanıyorlar. Kısacası, oturduğu yerden, internete firma rehberlerine kayıtlı firmalara anında direk ulaşıp, aradıklarını rahatca buluyorlar. Firmaların, şirketlerin ve ticari işletmelerin bir web sitesi altında katagorilendirilerek yayınlanmasına firma rehberi denir.
 Firma rehberleri, ürün ya da hizmet sunanlar ile müşteri ya da tüketicilerin daha kolay ve hızlı bir şekilde buluşmasını sağlıyor. Firma rehberleri ne işe yarar sorusuna gelirsek; Kullanıcılar için: Şehirlerinde, semtlerinde ve yakın çevrelerinde yiyecek, giyim, elektrik, hırdavat vb dükkan aramalarında kayıtlı olan firmalara rahatlıkla ulaşılabilir. İnsanların artık cadde cadde, dükkan dükkan, bütün sokak dolaşarak fiyat almaları, bunların kalite kıyaslaması yapmanın devri kapanalı çok oluyor. Ama herhangi bir arama motoruna aradığımız ürünü yazma devri de geçmek üzere. Günümüzde artık firma rehberleri ismini verdiğimiz internet siteleri var ve bu siteler arama motorunda ürün ya da hizmet aramaktan çok daha pratik bir fayda sağlıyorlar. Firma rehberi internet sitelerinde Google bazlı anahtar kelime veya hedef kelime çalışmaları ile hem firmanın ismini hem de semt ve sektör olarak çıkma şansları vardır. Firma rehberleri, anahtar kelime çalışmalarında firma ismi ve sektör semt olarak çalışmalar yapmaktadır.  
Firma rehberleri, ürün ya da hizmetlerini sunan firmaların iletişim bilgilerini içerdiğinden dolayı karşımızda görebileceğimiz istemediğimiz arama sonuçlarından bizi arındırmış oluyor. Önceden sadece firmanın telefonu, adresi ve web site adresini bulunduran firma rehberler de artık kendilerini her geçen gün geliştiriyorlar. Artık pek çoğunda demin saymış olduğumuz özelliklerin dışında, farklı bir linke tıklamadan ürün fotoğraflarını görebilme, bu ürünler hakkında yorum yapma ya da bilgi talep etme gibi birçok imkânı da bulundurmaktadır. Bu nedenle firma rehberi, hem üreticilerin hem de tüketicilerin işini kolaylaştıran ve çabuklaştıran bir hizmeti de kullanıcılara sunmuş olmaktadırlar. Firma rehberlerinde üreticiler firmalarını ve kendilerini tanıtma ve duyurma imkânı bulurken, tüketiciler de kendilerine bütçe ve kalite olarak en uygun firmayı veya üreticiyi kolaylıkla bulmasını, kalite ve fiyat kıyaslaması yapma gibi faydalar sağlamış oluyorlar. Firma rehberlerinin temel amaçlarından birisi de, iş arayan herhangi bir kişi, kendisine uygun ve yakınındaki firmaların bütün firma ve iletişim bilgilerine bu firma rehberi adresinden ulaşıp e-mail vasıtasıyla ilgili firmaya iş başvurusunda bulunabilir.

 Firma firma gezmeden, bir anda birden çok firmayı ziyaret edebilmenin tek yolu, internet üzerinden firma ürünlerine ulaşmakla mümkün oluyor. Ayrıca firma rehberine kayıt olmak firmanız için çok iyi bir prestij sağlar, diğer firmalar üzerinde kaliteli bir firma olduğunuz imajını bırakır. Sanal ortamda açmış olduğunuz bir sergi salonu veya şube olarak çalışır. İstediğini değişiklikleri vakti geçmeden değiştirebilme imkanı sunar. Firmanızla veya firmanıza ait bir ürününüzle ilgili bilgi almak isteyenlere, sitenizin web adresini söylediğinizde firmanızın ve müşteriniz için zamandan kazanmanızı sağlar. Firma rehberi diğer reklam yöntemlerine bakıldığında en geniş ve gelir seviyesi yüksek kitleye hitap edebileceğiniz tek reklam aracıdır.

22 Eylül 2016 Perşembe

DANIŞANLARDAN ÖNCE KENDİ TERAPİMİZ!

DANIŞANLARDAN ÖNCE KENDİ TERAPİMİZ!

Bir ruh sağlığı uzmanı olarak psikolojik destek alacak kişilere yani danışanlara maksimum faydayı sağlayabilmek, mesleki bir görev ve toplumsal bir sorumluluktur. Psikologlar olarak mesleğimiz tabanında bakıldığında, günümüz modern dünyasında psikoloğa gitme konusuna olan yaklaşımın da yumuşamasıyla birlikte insanların psikolojik destek alma oranı artmış ve giderek de artmaktadır. Dolayısıyla biz uzmanlara pek çok görev düşmektedir. Yaşadığımız şehir bazında baktığımızda, nüfusu ve kültürel çeşitliliği dolayısıyla İstanbul terapi merkezidir adeta. Baktığımızda, psikoterapi alan/alabilecek olan pek çok kişi bulunur psikoloji merkezi İstanbul’da. Burada geniş bir kitleye sağlık hizmeti veren profesyoneller olarak, aldığımız eğitimin yanı sıra kendimizi bütün handikaplarımız ve avantajlarımızla tanıyor olmamız oldukça önemlidir. Bu amaçla biz psikologlar danışanlarımıza berrak bir terapi yapabilmek için bir meslektaşımız yardımıyla, psikolog ücretini ödeyerek, danışan koltuğuna oturma sancısını çekerek, farkındalık ve değişme sürecini bizzat deneyimleyerek kendi terapimizi tamamlamış olmalıyız. Mesleği icra ederken, karşımızda oturan danışanın neler hissettiğini tam olarak anlayabilmek için buna ihtiyacımız var. Daha da ötesi, bizler de birer insan olduğumuza göre kişiliğimizin var olan çıkmazlarını bilmek, danışanın terapide girdiği çıkmazlara girmemek için bu şart. Aksi takdirde terapide danışan kendi problemiyle boğuşurken biz kendi problemimizde boğuluruz. Sonuçta da danışana faydalı olamayız.
   Peki, kendi terapimizi yaptırmak neden bu kadar önemli? Her insanın ve tabi ki her terapistin kendine has bir hayat algısı, hayata bakış öncelikleri ve kendine özgü bir referans sistemi vardır. Dolayısıyla terapistin danışana bakışı, danışanın hayat hikâyesine yaklaşımı kendi hayatı ve kişilik örgütlenmesinden gelmektedir/etkilenmektedir. Eğer terapist olaylara at gözlüğü ile bakıyorsa terapistin, perspektifine yeni seçenekler eklemesi gerekir. Bu sayede vizyonu gelişir ve insanları anlama kapasitesi genişler. Basit bir örnek verecek olursak erkek ve kızların arkadaşlığını doğru bulmayan bir terapist, böyle arkadaşlıkları olan bir danışana ön yargı ile bakacak, bu da terapiyi olumsuz etkileyecektir. Ayrıca terapistin halletmediği bir problemi varsa bu problemlerinin de mutlaka terapi ortamında çalışılmış ve çözülmüş olması gerekir. Örneğin terapist çocukken uğradığı tacizin sıkıntılarını hala yaşıyorsa, tacize uğramış bir insanın sıkıntılarına çare olmaya çalıştığında danışanın döngüsüne girebilir, empati yerine sempati kurabilir ve bu da danışana fayda sağlamadığı gibi zarar verir.  
   Sonuçta danışanlara hakkıyla psikoterapi yapabilmek için terapistler olarak bizlerin kendi terapi süreçlerimizi tamamlamış olmamız elzemdir ve mesleki olarak her zaman bir adım önde olmamızı sağlayacaktır. Danışanlarının derdine çare bulmakta başarılı bir psikolog olma yolu biraz da buradan geçmekte.

21 Eylül 2016 Çarşamba

Psikoloji Nedir?

Psikoloji Nedir?

Psikoloji Nedir?
Psikoloji için kabaca insan ve hayvan davranışlarının bilimidir, denilebilir. Geniş anlamıyla bakıldığında bireylerin duygu, düşünce, davranış, motivasyon süreçleri ile bunların altındaki nedenlerive bireylerin birbirleriyle etkileşimlerini inceleyen bir bilim dalıdır. İnsana dair her alanda çalışma ve gözlem yapma imkânı olan psikoloji bilimi, kendi içerisinde pek çok alt alana sahiptir: klinik psikoloji,sosyal psikoloji, gelişim psikolojisi, endüstri psikolojisi, spor psikolojisi, trafik psikolojisigibi.

Psikolog Kimdir? 
Psikologlar, üniversitelerin Fen-Edebiyat Fakültesi-Psikoloji bölümlerinden 4 yıllık lisans eğitimini tamamlamış kişilerdir. Dilerlerse lisans eğitimi sonrasında psikolojinin alt alanlarında uzmanlık eğitimi alıp kendilerini belli bir alanda geliştirebilirler. Ayrıca terapi eğitimlerine (bilişsel davranışçı terapi, çift terapisi, oyun terapisi, cinsel terapi) katılarak psikoterapi (kısaca, problemin sistemli konuşma ve bir takım uygulamalarla çözümü)yapmak için yetki sahibi de olabilirler.

Psikiyatrist Kimdir?
Psikiyatristler, tıp fakültelerinden mezun olup Psikiyatri uzmanlığını almış tıp doktorlarıdır. Psikiyatristler tıp doktoru oldukları için hastalarınatanı koyarak tedavi düzenleyebilirler. Hastaya gerektiğinde ilaç tedavisi planlayabilirler. Ayrıca psikiyatristler de tıp eğitimlerine ek olarak psikoterapi eğitimi aldıkları taktirdepsikoterapiyapabilirler.

“Psikoloğa mı Gitmeliyim, Psikiyatriste mi?”
“Terapi mi Almalıyım, İlaç mı?”
            Bu sorular, insanlar psikolojik bir rahatsızlık yaşadıklarında akıllarına gelen ilk sorulardandır. Burada öncelikle kişilerin kendi isteklerine göre ilaç ya da terapi seçimi yapmak istediklerini görürüz. Fakat bu, kişinin isteğine göre verilecek birkarar değildir. Bakıldığında genel olarak psikolojik problemler ilaç kullanımına gerek olmaksızın psikoterapiyle çözülebilecek sıkıntılardır.Terapinin ne kadar uzun süreceğialtta yatan sorunun sebepleri, başlangıcı, derinliği, şiddeti gibi faktörlere göre değişir. Bazı rahatsızlıklarise biyolojik kökenlidir ve ilaç tedavisinin kesinlikle yapılması gerekir.Bazı rahatsızlıklarda da kişi ilaç tedavisi istemiyor bile olsa,terapi alabilmesi için önce rahatsızlığının şiddetinin azalması ve belli bir oranda sakinleşebilmesi amacıyla ilaç kullanımı gerekebilir. Burada ilaçlar semptomların bastırılması ve ruhsal düzenin sakinliğini sağlar.Çoğu psikolojik rahatsızlıkta ise ilaç tedavisi ile değil,kişinin kendi çabasıyla üstesinden gelmesi gerekenşeyler söz konusudur. Çünkü kişi terapi sayesinde sorunuyla yüzleşmekte ve çabası oranında sıkıntılarından peyderpey kurtulabilmektedir. Ayrıca zaten kişi psikolojik problemleriyle baş etmeyi öğrenmedikçe benzer problemlerin hayatta karşısına tekrar çıkması olası olacaktır. Yani sorunlar tam anlamıyla ortadan kalkmayacaktır. Terapi,nispeten daha uzun sürse de kişi sonuçta kalıcı bir şekilde iyileşmektedir.

Hangi Durumlarda Psikolojik Destek Almalıyım?
            Eskiden temkinli yaklaşılan bu konuya, modern yaşamla birlikte dünyada ve ülkemizde artık bilinçli bir yaklaşım söz konusudur. İnsanların psikolojik destek alma konusundaki bilinçlenmesi arttıkça ruh sağlığı uzmanlarına başvurular da artmıştır. Bakıldığında terapi için tıbbi bölümlerden yönlendirilenlerin yanında kendisi başvuranlar da bulunmaktadır. Bazen kişi sorununun bilincinde bir şekilde terapiye gelmekte bazen ise aile ve arkadaşlarının farkına vardırmasıyla…Terapi almak istemede sıkça rastlanan sebepler şunlardır; çekingenlik, aldatılma, öfke patlamaları, stres, korku, kararsızlık, eşlerin çatışması, ölüm düşünceleri, panik atak, suçluluk duygusu, önüne geçilemeyen takıntılar, kapalı alan korkusu, hayattan zevk alamama, boşanma, çocuklarla ilgili problemler, hayır diyememe, mükemmeliyetçilik, menopoz dönemi sıkıntıları, uykusuzluk, cinsel sorunlar(erken boşalma, vajinismus, cinsel isteksizlik) vb.
            Pratikte gördüğümüze göre, yukarıda sayılanlar şeklinde sıkıntıları yaşasa bile çoğu kişi destek almayı ihmal edebiliyor.  Bu, sonuçta yaşanan problemlerin şiddetinin artmasına ve çeşitlenmesine sebep oluyor. Bu da, kişinin daha kısa sürede kurtulacağı sıkıntıların katlanmasına sebebiyet veriyor. Günlük işlevselliğini (ev, iş ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini, günlük rutinini) olumsuz etkileyerek verimini düşürüyor. Kişiler bu şekilde destek almaya gelebiliyorlar. Bunun yanında terapi için kişilerin ruhsal bir sıkıntısı olması da gerekli değildir. Bir problem yaşamasa da kişiler kendilerini tanımak, evlenmeden ve çocuk sahibi olmadan önce danışmak için terapi alabilirler.
            Unutmayın, eğer kendinizi kötü hissediyorsanız ya da kendinizi daha yakından tanımak istiyorsanız psikoterapi alabilirsiniz.


DEPRESYONU İYİLEŞTİREN İLAÇLAR KAYGIYI ARTTIRIYOR MU?

DEPRESYONU İYİLEŞTİREN İLAÇLAR KAYGIYI ARTTIRIYOR MU?

Depresyonu iyileştiren serotonin hormonunu (mutluluk hormonu) artıran Prozac gibi ilaçların, beyinde endişeyi artırıcı yan etkileri olduğu iddia edildi. The Journal Nature dergisinde yayımlanan yeni araştırmaya göre; bu hormon olumlu etkilerinin yanı sıra, kişiyi daha kaygılı hale getirebiliyor.
Serotoninin beyindeki düzeyini artırmak amaçlı oluşturulmuş ve anksiyete için reçeteli bir tedavi yöntemi olan Prozac gibi ilaçların daha önce bilinmeyen bazı yan etkilerinin bulunduğunu iddia eden bilim insanları, ilaçları kullanan kişilerin bazı durumlarda ilacı kullanmadan önceki duruma göre daha endişeli hatta intihara eğilimli hale geldiklerini bildirdi.
İndependent gazetesinde bulunan haberde; Amerikalı araştırmacıların, fareler üzerinde serotonin hormonunu üreten nöronları aktive etmek suretiyle gerçekleştirdikleri deneyde bu nöronların fareleri tedirgin ettiğini bulguladı.

NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU

NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Haber detaylarını bu alana giriniz.
 "Kendine âşık olanlara aldırmayıp, aşklarını karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında kara sevda ile içine kapanarak günden güne eriyerek ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda 'eko' dediğimiz yankılara dönüşür. Olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma çok kızar ve Narkissos'u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir.Yerinden kalkamaz. Artık kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar sevmiştir kendi görüntüsünü. O şekilde orada ne su içebilir ne de yemek yiyebilir. Aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür." 
    Narsisizmin adını aldığı hikayedir, bu. Narsisizm kabaca büyüklenme, beğenilme gereksinimi ve empati kuramama ile seyreden bir örüntü olarak tariflenebilir. Başlangıcı ergenlik dönemine kadar uzanan bu örüntü kalıcı ve uzun sürelidir. Bu kişilik bozukluğunda birbirinden ayrılan üç alt tür bulunur: Büyüklenmeci Narsisizm, Gizli Narsisizm, Aşağılayıcı Narsisizm.
    "45 yaşında bir iş adamı olan Bay A, çalıştığı şirketin iflas etmesiyle işsiz kalmıştı. İş bulma konusunda yaşadığı anksiyete ve depresyon ile terapiye başvurmuştu. Dışardan bakıldığında uzun boylu, atletik yapılı, oldukça bakımlı ve gümüş gibi parlayan bir auraya sahip yakışıklı bir erkekti. Terapistiyle güçlü bir şekilde tokalaşması ve seansa geldiğinde odadaki eşyaları izinsizce kullanması en belirgin özelliklerindi. Çocukluğu ile ilgili konuşulduğunda bir biblo gibi büyütüldüğünden ve her istediğinin yapıldığından bahsetmişti..."
    Hikayede söz konusu olan Bay A, Büyüklenmeci Narsisizmin bazı özelliklerini görebileceğimiz bir kişidir. Böyle bir kişinin terapi almak için gelmesi her zaman mümkün olmaz. Sınırsız güzellik, başarı, güç,zeka ya da sevgi için uğraşan ve kendini oldukça fazla beğenen bir birey için ancak ve ancak işini, eşini veya gücünü kaybetmesi sonucu yaşadığı kırılmışlığı onarmak terapiye getirecek bir sebep olabilir. Narsisizmin bu türünde kişi, özel olduğunu düşünür ve ancak özel ve üstün kişilerce anlaşılabileceğine inanır. Hak ettiği duygusu içerisinde olduğu için başka birinin mekanında rahatlıkla kendine ait bir mekandaymış gibi davranabilir, başkalarını kendi çıkarları için kullanabilir ve sömürebilir. Duygusal bir empati yapamaz, yalnızca insanları kullanabilmek için kognitif empati denen karşısındakini manipüle edebilme amaçlı bir empati yapar. Ayrıca Büyüklenmeci Narsisizmde sıklıkla tarihteki büyük insanlar (Mustafa Kemal Atatürk, Gandhi, Churchill vb.) gibi ülkeyi kurtarma hayalleri olduğu da görülür. Burada şunu belirtmemiz gerekir ki, her sosyo ekonomik seviyede görülebilecek bir kişilik bozukluğudur: iş adamı, memur, kapıcı vb. işini yapmadığında insanların yaşayacağı acziyeti düşünerek özel ve önemli hissediyor olabilir.
    "50 yaşında, evli ve 3 çocuk annesi olan Bayan B terapiye ilk başvurduğunda kırılgan, kaygılı ve yıpranmış görünüyordu. Eşi, çocukları ve arkadaşlarının onun çalışkanlığını ve vericiliğini anlamadığını düşünüyor ve sık sık öfke nöbetleri geçiriyordu. Açıkça beklediği takdirin gelmemesi karşısında yetersizlik hisleriyle kavruluyor ve sürekli kendini eleştiriyordu. Fakat bu durumun düzeltilebileceğine inanıyordu. Çocukluğuyla ilgili konuşulduğunda, yanlış yaptığı her şeyde anne babasının onu eleştirdiğinden ve bu durumda çok kırılmış hissettiğinden bahsetmişti..."
    Hikayede bahsedilen Bayan B, Gizli Narsisizmin belirli özelliklerini görebileceğimiz niteliktedir. Gizli Narsisizmde kişi, kendisinin diğer insanlar tarafından nasıl göründüğü ile fazlaca ilgilenir. Bunu güçlü, özel ve istikrarlı hissetme bağlamında yapar. Bayan B'nin başarılarının görülmemesi ve onaylanmaması karşısında duyduğu utanç, öfke ve aşağılanmışlık hissi, eleştiri ve başarısızlığa oldukça hassas olduğunu gösteriyor. Derin yetersizlik hisleriyle kendini eleştirse de, aslında bu durumu düzeltmenin bir yolu olduğunu ancak kendisinin bunu yapamadığını düşünmesi ise büyüklenmeci yanını gösteriyor. Büyüklenmeci Narsisizmdeki kendini özel algılaması ve hak ettiği duygusu, Gizli Narsisizmde de söz konusudur. Ancak Büyüklenmeci Narsisizmden farkı, duygusal yatırımını görkemli benliğine değil herşeye kadir diğerlerine (eş, çocuklar, arkadaşlar vb.) yapmasıdır.
    "32 yaşında bir memur olan Bay C, eşinin isteğiyle terapiye gelmeyi kabul etmişti. İlk sözü 'Odayı çok kötü dizayn etmişsiniz. Perdeleriniz iğrenç renkte.' olmuştu. Ayrıca oturduğu koltuğun terlettiğini söyleyip sık sık memnuniyetsiz bakışlar atmıştı terapistine. Bakışları genelde de memnuniyetsiz, üstün, özel, biricik ve aşağılayıcıydı. Çocukluğuyla ilgili konuşulduğunda, anne babasının ona sık sık şiddet uyguladığından bahsetmişti..."
    Hikayedeki Bay C, bize Aşağılayıcı Narsisizm hakkında fikir veriyor. Aşağılayıcı Narsisizmde kişi, içinde tolere edemediği değersizlik hislerini diğer insanlara atıyor, yansıtıyor ve insanlara saldırıyor. Bu anlamda bakıldığında, dürtü kontrolünde ciddi güçlükler olduğu da söylenebilir. Sonuçta dünya kötü, basit ve değersizleşmiş olurken kendi üstünlüğü ise korunmuş oluyor. Kendini ancak bu şekilde özel ve üstün hissedebiliyor. Bakıldığında Aşağılayıcı Narsisizm, Büyüklenmeci Narsisizm ve Gizli Narsisizme göre daha seyrek karşılaşılan bir kişilik bozukluğudur. Bunlar işlevselliği düşük narsisistlerdir. Terapileri de oldukça zordur. Çünkü paranoyaları terapistle iş birliği yapmalarını zorlaştırır.
Elektrik Malzemeleri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Elektrik Malzemeleri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kullanılan alana göre elektrik enerjisi gerekli olan yerlerde ve yine elektrik malzemesinin kullanılan yer ve alanın özellikleri doğrultusunda uygun malzemeler anahtar, iletken, priz, sigorta gibi alt yapı elektrik malzemeleri ve araçları kullanılarak hazırlanan araç gereçlere elektrik tesisatı denmektedir. Elektrik tesisatının döşemeleri sırasında, montajı ya da tamiri kolay olarak gözüksede burada yapılan işlemler aslında ciddi bir uzmanlık gerektirir. Elektrik Malzemeleri üreticileri tarafından üretilen kabloların genişliği, yüksekliği, hatta geçeceği bölümler bile projelenme aşamasında belirlenir. Çünkü elektrik tesisatlarındaki görünmeyen en ufak bir hata, elektrik çarpmasından yangına kadar bir sürü tehlikeli sonuçlar doğurur ve bu bakımdan insan sağlığını doğrudan etkiler. Elektrik Malzemeleri imalatçıları, yukarıda belirtilen kritik sebeplerden dolayı elektrik tesisatlarının daha proje aşamalarında birçok yönetmeliklere tabidir ve yapılan işler yakından denetlenir. Öncelikle elektrik tesisatı projelerinin düzenlenen elektrik iç tüzük yönetmeliklerine mutlaka uygun olması gerekir. Yetkili bir mühendis tarafından onaylanan projenin, bölgedeki elektrik dağıtıcı kurum tarafından da öncelikle onaylatılması gerekmektedir. Elektrik Malzemeleri satan firmalardan elektrik tesisatlarında kullanılan iletkenler, kablolar, borular buatlar, kroşeler ve prizlere kadar birçok malzeme kullanılmaktadır. Tüm bu elektrik elemanların kullanımı sırasında, ileride herhangi bir kaza ile karşılaşmaması adına azami dikkat gösterilmesi önemlidir. Örnek verecek olursak yapının duvar borularının döşenmesi sırasında binanın yıpranmamasına dikkat edilmelidir. Buatlar ile kasaların tavan ve kapı ve pencerelere olan mesafesi, Elektrik İç Tesisatı ile ilğili Yönetmeliği dikkate alınarak aynı mesafede olmalıdır. Elektrik Malzemeleri toptan aldığımız zaman kanal, buat, duvar priz kutusu gibi elemanların birbiriyle olan bağlantıların sağlamlığı çok dikkatli bir şekilde kontrol edilmelidir. Sağlık açısından anahtarları zeminde yer alan buat içerisine değil, sütun ve bürotik blok üzerine yerleştirilmesi oldukça önemlidir. Bu malzemelerin montajı sırasında da kanalların genleşme durumları dikkate alınmalıdır.

19 Eylül 2016 Pazartesi

CENNET KÖŞE KEKOVAYA YOĞUN İLGİ

CENNET KÖŞE KEKOVAYA YOĞUN İLGİ

Antalya'nın Demre İlçesi'ne bağlı tarih, doğa ve denizin bir arada bulunduğu Kekova Adası, yaz- kış yerli ve yabancı tatilcilerin ilgisini çekiyor. antalya'nın Demre İlçesi'ne bağlı tarih, yemyeşil doğa ve masmavi denizin bir arada uyumla bulunduğu Kekova Adası, yılın tüm zamanlarında yerli ve yabancı tatilcilerin ilgisini çekiyor. Demre yakınlarında, Kaleüçağız Mahallesi açıklarında kayalık bir ada olan Kekova, bölgeye tatile gelen yerli ve yabancı tatilcilerin uğrak yeri olmayı sürdürüyor. Doğası, tarihi ve deniziyle ilgi çeken Kekova'yı görmek isteyenler için tekne turuyla bu bölgeye geliyor. Kekova'ya tekne turları yoğun olarak Çayağzı Limanı'ndan yapılıyor. Buranın yanında Kaleüçağız Mahallesi ile Kaş'tan da tekne turları düzenlenebiliyor. Ulaşımda otobüsler ile Çayağzı Limanı'na gelen tatilciler, teknelere binerek Kekova turuna çıkıyor. Buradan profesyonel rehberlerin eşliğinde bölgeyi tanıyan tatilciler, suyun içinde ve dışında kalıntılarını barındıran antik Batık Kent'e geliyor. Teknelerin tabanındaki özel cam bölmeden  sualtındaki tarihi yapıları izleyen tatilciler, ardından dünyadaki ender güzelliklerden Simena Antik Kenti'ni görme fırsatı buluyor. Kartal yuvasını andıran Simena'da dogal güzelliklerinde fotoğraf çektiren tatilciler, Kekova koylarında eşsiz bir tura devam ediyor. Yılın tüm mevsiminde doğal bir liman görünümündeki Gökkaya Koyu'nda yüzme molası veren tatilcileri Akdeniz'in masmavi sularında serinletiyor. Yüzme molasının ardından turun dönüşünde Korsanlar Mağarası'nı ziyaret eden tatilciler yaklaşık 2.5 saat süren turu Çayağzı Limanı'nda tamamlıyor. Kekova tatil bölgesine ilk kez gelen birçok yabancı turistler, Kekova'ya da ilk kez geldiğini ve burası harika bir yer. Denizin altı da üstü de tarih dolu. Doğa, tarih, deniz ve güneş hepsi bir arada. Bugün gerçekten çok mutluyum dedi. Ukraynalı turist Straoova, "Bugün kendime şunu söyledim; iyi ki bu tura katılmışım. Doğa ve tarih iç içe. Denizin rengine baktıkça, gözlerimin içinin güldüğünü gördüm. Gözlerim güzelliğe doydu bugün" diye konuştu. Ukraynalı yabancı turistler, "tatil için buraya ilk kez geldim ama harika bir yer. İnsanı büyülüyor. Rehberimiz de çok güzel anlattı. Yine geleceğim, bu mavi sularda yüzeceğim" dedi.

KAYNAK: www.firmasepeti.com
ANDROİD TELEFONDA GMAİL ŞİFRESİ NASIL DEĞİŞTİRİLİR

ANDROİD TELEFONDA GMAİL ŞİFRESİ NASIL DEĞİŞTİRİLİR

Android telefonda Google Play Store şifresi nasıl değiştirilir? Google Play Store şifremi unuttum. Telefonda açık unutulan Gmail şifresi nasıl değiştirilir? Tablette Gmail şifre değiştirme. Android cep telefonu ve tablette şifre değiştirme nasıl yapılır? Gmail şifremi unuttum? Google Play Store şifremi unuttum? E-posta şifremi unuttum şifre kırma açma adımları. Android işletim sistemine sahip cep telefonunda veya tablet cihazında tanımlı Gmail / Google Play Store hesabının şifresini kolay şekilde değiştirebilirsiniz. Android cihazdan gmail e-posta hesabına erişim sağlayamıyorsanız ve Google Play Store hesabınızda e-posta tanımlıysa bu şifrenizi değiştirebilirsiniz. Gmail şifremi unuttum ve güvenlik sorularının cevaplarını da hatırlamıyorum diyorsanız, aşağıdaki ilgili adımları uygulayarak Gmail şifresini de değiştirebilmeniz mümkündür. Unutulan şifrenizin sıfırlama ve yenileme adımlarını aktarıldığı şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Bu durumda bir bilgisayardan veya mobil cihazdan gmail.com sitesine girmeniz gerekmektedir. Bu anda karşınıza "Şifrenizi mi unuttunuz?" Ekrana gelecek, bu kısımdaki seçeneklere cevap veremiyorsanız karşınıza gelen "Farklı bir soru deneyin" seçeneğini kullanınız. Güvenlik sorularına cevap veremezseniz ve android cihaz yanınızda mevcut değilse google, "oturum açmaya çalışan mail hesabının siz olduğunuzdan kişinin siz olduğunuzu doğrulayamadığından bu hesapta şu anda oturum açamazsınız." şeklinde bir uyarı alırsınız. Bu durumda karşınıza farklı bir soru deneyin seçeneği karşınıza iki ya da üç kez gelecektir. Bu seçeneklerden biri tabletinize / cep telefonunuza bir sıfırlama yöntemi gönderecektir. Gelen bildirime dokunarak ya da bilgisayarda yer alan sayıyı gelen bildirim seçeneğine yazarak şifrenizi sıfırlayarak yenileyebilirsiniz. Şifre yenileme ve sıfırlama, işlemine başladığınız bilgisayar veya mobil cihaz üzerinden yapılacaktır.